19 Temmuz 2011 Salı

Büyük Kaptan Vedat Abi


Vedat Okyar (d. 1 Ocak 1945 Bursa - ö. 20 Temmuz 2009 İstanbul)

Vedat Okyar: "Ne yani? Hakeme Beşiktaş formasiyla yalan mi soyleyecektim utanmadan?"

Vedat Kaptanımızın bu duruşunu örnek alıyoruz. Zaten bu anlamlı sözleri üzerine de başka birşey söylenemez!! Seni Unutmadık, UNUTAMAYIZ BÜYÜK KAPTAN.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Vedat_Okyar

4 Temmuz 2011 Pazartesi

"Şikenin Rengi Her Yerde Aynı" mı Deniyordu?


.
Makara bir yana esasında bu işin rengi falan olmaz, olmamalı da.. Kimler bulaştıysa, rant sağladıysa, başkalarının haklarını gasp ettiyse cezasını çeksin. Biz taraftarlar nasıl temiz duygularla seviyor, seviniyor veya üzülüyorsak ligimiz de temiz olsun. Beşiktaş'ımız da dahil olmak üzere her kulüp, yöneticiler ve sporcular incelensin. Vergiler ödensin. Her zaman her yerde hak eden kazansın!!!

3 Temmuz 2011 Pazar

The UK Diary - 2



Diğer Londra statlarında olduğu gibi stadın etrafında pub yok, yani 5 dakika yürüme mesafesinden bahsediyorum. Önce store'a bakayım dedim, pek göze çarpan birşey yok; atkı, forma, bere, hediyelik eşyalar falan...vs

Karnım aç, daldım bir fish&chips'e oturdum, 'ooo hemşerim hoşgeldin', dayı Türk klasik, hiç şaşırmadım... Başladı anlatmaya yanında bir çekik gözlü kız çalışıyor, iyi bir parça. Yok dedi
-'Nasaya proje gönderdim' bilmem ne maddesinden enerji üretiyormuş, geçmiş zaman hatırlamıyorum, böyle çok adamla karşılaştım oralarda önemsemedim.
Dedim; 'sen ver ordan bana bir mezgit bir de cips ben takılayım.' Ekledim; 'burda millet maçtan önce nerde takılır?'
-'Sen napcaksın ki?' dedi, Dedim; 'maça geldim; geziyorum meraklıyım', sana ne adam söyle işte biliyorsan,
-'Ana caddeye çık, şu sokaktan 15 dakika yürü, orda bir kaç pub var oralarda takılır bunlar.' Dedim; 'Burda mevzu oluyor mu? Senin ile araları nasıl, işler nasıl maç günü?'
- 'İyidir benim bunlarla aram, maç günü yoğun olur, ben bayadır burdayım, öyle bir mevzu falan hiç görmedim. Zaten futbolu da pek sevmem.' Montu gördü,
-'Ben de Fenerliyim' dedi, 'ama 16 senedir gitmedim Türkiye'ye.'
İyi halt ettin dedim, kesin iltica etmişsindir diye de geçirdim içimden ama kartona yazmış abim : if no one likes our fish, we don't care, we are millwall we have no foe. (eğer balığımızı beğenmeyen varsa, umrumuzda değil. çünkü biz milvoluz hasmımız yoktur.)

Neyse balığı yuttum bastım publara doğru, hava karanlık tren yolu, ana yolun üzerinden devam ediyor, yani alt geçitler var. Karanlık alt geçitler, filmlerden sahneler geliyor aklıma, tırsıyorum. Aptalca bir cesaret var o zamanlar bende giderim lan diyorum nolacak, merak ediyorum. 'OOooo' karşıdan bir güruh geliyor, yüksek sesle konuşuyorlar, bol argo küfür çoğunu anlamıyorum, öyle geçip gidiyorlar, beni de kesiyorlar 'Millwall Millwall' diye bağırıyorlar fakat bir numara yok yani....

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Aşk Tutulması (2008)


Aşk Tutulması (2008):

Renkler, stadyumlar, takımlar değişsede biz taraftarların kafa yapısı hiç şüphesiz hep aynı oluyor, hatta bu filmi izlerken kendimizi veya çevremizdeki tutkulu taraftarların gündelik yaşamından kesitleri görüyoruz. Filmin başrolünde fanatik bir taraftar olan Uğur, bir ilaç mümessilidir. Gündelik hayatında gayet sakin bir kişiliği varken söz konusu futbol olduğunda bambaşka bir adam olmaktadır. Kazanma arzusu ve totemler onu diğer fanatiklerden ayıran en büyük özelliğidir. Annesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşayan Uğur, annesinin evlenme baskısından sıkılmıştır. Keza diğer başrol oyuncusu olan Pınar da aynı baskıyı annesinden görmektedir. Trafik kazası sonucu tesadüfen Pınar ile Uğur tanışırlar. Bu tanışma hem Uğur’un ve hem de Pınar’ın hayatında köklü değişikliklere neden olacaktır.

Gayet eğlenceli, futbol ve takım aşkı konulu güzel bir film. Ah bide renkler siyah beyaz olsaydı tadından yenmez idi.

(10 üzerinden 7 yıldız)