Kültür Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kültür Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Eylül 2016 Salı
One Night in Istanbul (2014)
One Night in Istanbul (2014) :
2005 Mayısında İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda Milan ile Liverpool
takımları arasında oynanılan Şampiyonlar Ligi finalini konu alan eğlenceli bir
İngiliz filmi.
Çocukluk arkadaşı iki Liverpool fanatiği daha önceki tüm finalleri beraber izlemişlerdir
ve bu finalede oğullarıyla gitmek isterler fakat ekonomik anlamda sıkıntı yaşadıkları
döneme denk geldiği için akıllarına riskli ve tehlikeli olabilecek bir plan gelir.
Film çok başarılı olmasa da, filmin İstanbul'da geçmesi ve 2005 finalinde
tribünde olmanın getirdiği güzel anılardan dolayı izlerken bol bol tebessüm ettim.
Böylesi finallere deplasman yaparak kupa kaldırmak hepimizin hayalidir.
Darısı Beşiktaş'ımız ile bizlere olsun, iyi seyirler.
(10 üzerinden 7 yıldız)
2 Nisan 2015 Perşembe
Oколо футбола / Near the Football / Okolo futbola - 2013
Okolofutbola (2013) :
Okolo futbola (2013) :
Son yıllarda Rusya'da iyice yükselen ve kendinden söz ettiren holiganları konu alan güzel bir film.
İngiliz,İtalyan derken Rus taraftarlarının da kendi kültürleri içinde nasıl bir mücadele verdiklerini izlemek keyifli ve bilgilendirici oluyor. Örneğin Balkan tribünlerinde, bilhassa Rusya'da meşhur olan taraftar gruplarının spor salonlarında dövüş sporları üzerine çalışmaları ve maçlardan önce sözleşip eşit sayıda, ıssız yerlerde, emanet kullanmadan çıplak el dövüşerek birbirlerine üstünlük sağlayarak kendilerini ispatlama çabalarını, polisin ise amansız takibini konu almış.
Hatırlayanlar olacaktır yaklaşık 3-4 sene önce Moskova'da Kafkas kökenli olduğu sanılan bir kişinin Spartak Moskova'yı tutan bir kişiyi öldürmesinden sonra taraftarlar şehir merkezinde ırkçı gösteriler düzenlemişlerdi. Hatta turist-göçmen- Rus demeden önlerine gelen herkese he koyu tenli-esmer erkeğe saldırılarda bulunmuşlardı.
Filmde bu konuyu da işlemişler. Gayet sert sahnelerin olduğunu da söylemekte fayda var.
Hatırlayanlar olacaktır yaklaşık 3-4 sene önce Moskova'da Kafkas kökenli olduğu sanılan bir kişinin Spartak Moskova'yı tutan bir kişiyi öldürmesinden sonra taraftarlar şehir merkezinde ırkçı gösteriler düzenlemişlerdi. Hatta turist-göçmen- Rus demeden önlerine gelen herkese he koyu tenli-esmer erkeğe saldırılarda bulunmuşlardı.
Filmde bu konuyu da işlemişler. Gayet sert sahnelerin olduğunu da söylemekte fayda var.
(10 üzerinden 9 yıldız)
Ultrà (1991)
Ultrà (1991):
Bir grup Roma taraftar grubunun tren ile Torino'ya, Juventus deplasmanına gidişini konu alan bir İtalyan filmi. Grubun lideri hapisten yeni çıkmıştır ve en yakın arkadaşının hem grubun liderliğine soyunduğunu hemde sevgilisine iş olduğundan şüphe etmeye başlar.
Bir tarafta Juventus'lular bir tarafta en yakın arkadaşı ile ilgili kafasındaki düşünceler. Çekimler olsun, tezahüratlar olsun eski bir yapım olmasına rağmen ilgiyle izlenilecek bir taraftar filmi olmuş. Holigan filmlerinin hemen hemen hep İngilizler'i konu almasından sıkılanlar ve İtalya tribünlerine hayran olanların kaçırmaması gerekiyor. Taraftar filmlerinin en iyi örneklerinden ve hatta en iyi deplasman konulu film de diyebiliriz.
(10 üzerinden 9 yıldız)
I.D. (1995)
I.D. (1995) :
İngiltere'de holiganizmin tavan yaptığı yıllarda, dönemin hükümeti tarafından bir takım yaptırımlar uygulanmaya başlamıştır.
Bu çerçevede Londra Emniyet Müdürlüğü özel olarak görevlendirilen 4 polisi, azılı taraftar grubunun içine sızması ve bilgi toplaması üzerine bir uygulama başlatır.
Polislerin taraftar grubunun içine sızması ve onlarla maçlara giderek kavgalara karışmasını anlatan bu filmde bu taraf ve öteki taraf arasında kalma savaşı verildiğine tanıklık edeceksiniz. Hani zehiri aldı artık bırakamaz derler ya o misal. Şimdiye kadar çekilmiş en güzel taraftar filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.
(10 üzerinden 9 yıldız)
27 Mart 2015 Cuma
Awaydays (2009)
Awaydays (2009):
Britanya'da, hardcore holigan, kültürünün tavan yaptığı, 70'lerin sonları ile 80'li yılların ilk dönemlerine damga vuran süreci işliyor. Pub kültürü, dönemin underground kültüründen beslenen punk, futbol, fanzin üçgeninin getirisi olan yaşam tarzı, müzik, bomber ceketler, holigan crewlerin gözdesi doc martens botlar ve nice ayrıntı, muhafazakar parti politikaları ve demir leydi iktidarının ülkeyi demir yumrukla ezişi öncesi yaşanan kimlik bunalımıyla bütünleşiyor.
Tam anlamıyla holigan filmi gibi durmasa da, verdiği mesajı ve dönemin şartlarını algılayabilenlerin seveceği bir film olacaktır.
(10 üzerinden 8 yıldız)
23 Ocak 2015 Cuma
The Firm (2009)
The Firm (2009):
İngiliz holiganların en hızlı dönemlerine değinen, şimdiye kadar çekilmiş en güzel filmlerden biri. Daha önce çekilmiş Firm filmine göre, hem çekimleri hemde konuyu daha güzel toparlamışlar.
Sahneler, dialoglar ve tribünler arası geçen kavgalar izlenilmeyi hak ediyor. Hafta arası günlük yaşamın hafta sonunun gelmesiyle üniforma olarak gördükleri casual kıyafetleri üstlerine giydikten sonra bambaşka insanlara dönüşen bu hızlı çocukları izlerken maça bihassa deplasmana gitmek isteyeceksiniz.
En iyi 5 holigan filmi arasına rahatlıkla girecek bir film.
(10 üzerinden 9 yıldız)
İngiliz holiganların en hızlı dönemlerine değinen, şimdiye kadar çekilmiş en güzel filmlerden biri. Daha önce çekilmiş Firm filmine göre, hem çekimleri hemde konuyu daha güzel toparlamışlar.
Sahneler, dialoglar ve tribünler arası geçen kavgalar izlenilmeyi hak ediyor. Hafta arası günlük yaşamın hafta sonunun gelmesiyle üniforma olarak gördükleri casual kıyafetleri üstlerine giydikten sonra bambaşka insanlara dönüşen bu hızlı çocukları izlerken maça bihassa deplasmana gitmek isteyeceksiniz.
En iyi 5 holigan filmi arasına rahatlıkla girecek bir film.
(10 üzerinden 9 yıldız)
19 Ocak 2015 Pazartesi
L'ultimo Ultras (2009)
L'ultimo Ultras (2009) :
Açık olmak gerekirse İtalyan'lardan hiç ummayacağım kadar yapmacık ve kötü bir film olmuş. Tribünler hayali olmasının dışında sahneler de çok sahte duruyor.
Halbuki ellerinde tribün adına görsellik, tribün kültürü adına ise Avrupa'nın en güzel madeni varken 2000'li yıllarda böylesi bir film en azından benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.
(10 üzerinden 6 yıldız)
17 Ocak 2015 Cumartesi
The Firm (1988)
The Firm (1988)
Holigan filmlerinin genelinde olduğu gibi konusu İngiltere'de geçen holigan gruplarının birbirleriyle yaşadıkları kavgaları ve çekişmeleri anlatan güzel ve eski bir film.
Herkesin bildiği üzere 70-80'li yıllar İngiliz holiganlar Avrupa'da
fırtına gibi esiyorlardı. Kendi aralarında da bir nevi üstünlük yarışına girmişler buldukları her fırsatta kozlarını paylaşıyorlardı.
Nostalji kokan bir holigan filmi izlemek isteyenlere tavsiye edilir.
Herkesin bildiği üzere 70-80'li yıllar İngiliz holiganlar Avrupa'da
fırtına gibi esiyorlardı. Kendi aralarında da bir nevi üstünlük yarışına girmişler buldukları her fırsatta kozlarını paylaşıyorlardı.
Nostalji kokan bir holigan filmi izlemek isteyenlere tavsiye edilir.
(10 üzerinden 8 yıldız)
16 Ocak 2015 Cuma
Arrivederci Millwall (1990)

Arrivederci Millwall (1990):
Bir grup Millwall taraftarının 1982 Dünya Kupasında İngiltere milli
takımını desteklemek için İspanya'ya deplasman yapışını
konu ediyor.
Tehlikeli bir grup ve arkadaş grubu olan bu holiganların bir
arkadaşlarını askere uğurlamalarından sonra biraz sefalet biraz
da deplasman ruhu kokan bir yolculuk sonrası İspanya'da
yaşadıkları sokak maceraları görülmeye değer.
Artık nedendir bilemiyorum ama filmin süresi de standart süreye
göre kısa tutulmuş. Sıkılmadan izlenilecek bir film olmuş.
(10 üzerinden 8 yıldız)
takımını desteklemek için İspanya'ya deplasman yapışını
konu ediyor.
arkadaşlarını askere uğurlamalarından sonra biraz sefalet biraz
da deplasman ruhu kokan bir yolculuk sonrası İspanya'da
yaşadıkları sokak maceraları görülmeye değer.
Artık nedendir bilemiyorum ama filmin süresi de standart süreye
göre kısa tutulmuş. Sıkılmadan izlenilecek bir film olmuş.
15 Ocak 2015 Perşembe
Rise of the Footsoldier (2007)
Rise of the Footsoldier (2007) :
Holiganlık filmlerinin hemen hemen hepsinin İngiltere'de geçmesi ve holiganizm yıllarının tavan yaptığı 70-80'lerden kesitler sunan filmlerden bir tanesi olan bu filmde; tribünün hızlı çocuklarının bar & disco kapılarında bodyguard'lık yapmaya başlamaları ve mafya ile tanışmalarını anlatıyor.
Tam anlamıyla holiganlık filmi diyemeyiz. İlk yarım saatinden sonrası İngiltere yer altı dünyasına dönüyor. Şiddet sahneleri bakımından şimdiye kadar izlediğim en ağır film sanırım bu filmdi. Kokain, seks, gece hayatı ve kavga sahnelerine ağırlık verilmiş.
Cass filmini izleyenler hatırlayacaklardır, grubun lideri gelen teklifler üzerine arkadaşlarıyla beraber disko güvenlik işlerine geçerek para kazanmaya başlamışlardı. Bu film bu konuyu daha detaylı ele almış.
(10 üzerinden 7 yıldız)
14 Ocak 2015 Çarşamba
The Warriors (1979)
Belki bir holigan filmi değil ama izlerken adeta holiganlar arası geçen kovalamaca ve kavga görüntüleri gibi mahallelerin çeteleri arasındaki mücadeleye tanıklık ediyorsunuz...
Hayali bir New York’ta her biri ayrı isme sahip yüzlerce çete, şehirde kendi mıntıkalarında yaşam mücadelesi vermektedirler. 60.000’e varan çete üyelerine karşı şehirde yalnızca 20.000 polis bulunmaktadır. 100 çetenin toplanacağı büyük bir buluşma ayarlanır. Buluşmaya her çeteden 9 kişi silahsız olarak gelecektir.
Karizmatik bir lider olan Cyrus, çetelerin güçlerini birleştirip şehri ele geçirme planını açıkladığı konuşmasından sonra Rogues adlı çetenin bir üyesi tarafından vurulur. Ortalık karışır ve herkes koşuşturmaya başlar. Polisin de olay yerinde gelmesiyle her şey birbirine girer. Tam bu sırada Cyrus’u vuran kişi, onu öldürenin Warriors çetesinden biri olduğunu söyler. Aniden gelen bu saldırı karşısında suçlu durumuna düşen Warriors çetesinin kaçmaktan başka şansı kalmaz. Warriors, bir tarafta yüzlerce polis, diğer tarafta onlarca çetenin bulunduğu New York sokaklarından sağ kurtulup, geldikleri Coney Island’a geri dönebilmek için harekete geçerler.
(10 üzerinden 8 yıldız)
21 Şubat 2014 Cuma
Aşkın Sıradanlığı

Bu sezonun ilk gittiğim oyunu olan "Aşkın Sıradanlığı" gerçek hayattan alınmış bir öykü olup anlatımı biraz ağırdı. Henüz 18 yaşında bir Alman Yahudi’si olan Hannah Arendt ile Martin Heidegger 1924 yılında Magdeburg Üniversitesi felsefe bölümünde tanışıyorlar. Hannah öğrenci, Martin ise onun 17 yaş büyük hocası olmasına rağmen aralarında tutkulu bir aşk ilişkisi olarak başlayan ve yıllar geçtikçe pek çok dönüşüme uğrayan bu serüven her ikisinin aslında varlık sorunlarının bir ömür süren aşk ile biçimlenmesinin yanıtını aramaktaydı.
İlişkileri üç devreye ayrılabilir.
- 1925 ile 1930arası, ikisinin aşk yaşadıkları ve felsefeyi yaşamlarının odak noktası aldıkları dönem.
- 1930'ların başı ile (Heidegger 1933'te Nazi Partisi'ne üye olmuştu) 1950'ler arası. Nasyonal Sosyalizmin yükselişi ve II. Dünya Savaşı dolayısıyla hayatlarının alt üst olup tamamen değiştiği dönem.
- 1950 ile 1975 arası Arendt'in girişimiyle eski ilişkilerini canlandırdıkları birlikteliklerini farklı boyuta taşıdıkları –daha doğrusu yeni bir ilişki geliştirdikleri– ve Arendt'in ölümüne dek süren dönem
Heidegger ve Arendt ilişkisi çok tartışılmış; bu konuda araştırmalar yapılmış romanlar bile yazılmıştır. İlişkileri başladığında Arendt Heidegger'in öğrencisiydi ve aralarında 17 yaş fark vardı. Heidegger evliydi ve iki çocuğu vardı. Buna rağmen bu iki felsefeci farklı dünyaların farklı zamanların insanları bile olsalar aralarında süren aşka engel olamadılar. Ta ki bu eşsiz duyguya engelleyemedikleri ve tutkularıyla beslenen egoların ön yargıların ve hırsların karışmasına kadar. Hannah için gençlik yıllarında dünya belirsizlikler ve muammalarla dolu bir yerdi. Bu muammalardan biri de, kafasını hep karıştıran Yahudi kökeniydi. Ailesinin Yahudiliğe bakışı aşırı laik ve dönemin Alman kültürünün izdüşümüne paraleldi.
Oyuncu kadrosu; Nisa Yıldırım, Saydam Teniay, Deniz Elmas ve Efe Tuncer.

23 Ekim 2013 Çarşamba
Kicking and Screaming (2005)

Kicking and Screaming (2005) :
Phil Weston çocukluğundan beri aşırı disiplinli, hırslı ve rekabetçi ruhlu babası Buck'un baskısı ile büyümüş biridir. Babasından takdir görememenin eksikliği onu derinden yaralamıştır. Minikler ligi şampiyonluğunun en büyük adayı olan takımı babası Buck'ın çalıştırdığı takımdır. Babasının gözüne girebilmek ve yılların acısını çıkarmak için 10 yaşındaki oğlunun da yer aldığı minikler futbol takımının koçluğunu yapmaya karar verir. Phil ile Buck, şampiyonluğa ulaşmak için mücadele ederken Phil'de babasına benzeyecek ve hırsı yüzünden etrafına korku salacaktır.
Eğlenceli komedi şeklinde izlenecek birazda çocuk filmi tadında futbol üzerine bir film.
(10 üzerinden 6 yıldız)
(10 üzerinden 6 yıldız)
18 Aralık 2012 Salı
Vahşet Tanrısı

"İnsan aşkı ve evliliği hayalleriyle, yeteneğiyle yaratır ve karakteriyle mahveder. Karakter kaderdir !" diyenin ne kadar da doğru tespit yaptığını söyleyerek oyun hakkında kişisel görüşlerimi aktarmaya başlıyorum.
Bu güzel eğlenceli oyun, çocukları okulda kavga eden iki ailenin, “medeni bir uzlaşmaya varmak” amacıyla buluşması ve gayet kibarca sohbet etmeye başlamasıyla başlıyor. Sohbet ilerleyip koyulaştıkça ve birbirlerini tanıdıkça işler tahmin edildiği gibi gitmiyor. Medeni davranmaya çalışan insanların bir anda nasıl saldırgan bir tutum sergilediklerini çileden çıkabileceklerini anlatan “Vahşet Tanrısı”, basit bir aile komedisi gibi başlasa da; toplumsal düzenin akışındaki her durumu sorgulayıp, sistemi acımasız bir dille eleştirirken ince esprilerle tadına doyulmaz bir tiyatro oyununa dönüşüyor. Tiyatro candır bilhassa kışın tadı bambaşka olur. ;)
Oyuncu kadrosu ise Ülkü Duru, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor ve İşdar Gökseven

6 Aralık 2012 Perşembe
Cass (2008)


Kış geldi, havalar soğuk ve yağışlı, evde oturup film seyretmek isteyenlere ve bilhassa bizim gibi tribüncülere tavsiye edilecek çok güzel bir yapıt.
70'li yıllarda yaşadığı mahallede ve okulunda tek siyah çocuk olmasıyla sürekli aşağılanmış türlü hakaretlere maruz kalmış bu yüzden yalnız, depresif çocukluk yılları geçirmiş olan Cass Pennant aslen Jamaika asıllı olup henüz bebek iken Londra'lı beyaz bir İngiliz aile tarafından evlatlık olarak yetiştirilmiştir.
Filmin konusunun gerçek bir hayat hikayesi olmasının yanında değindiği temalar etkileyicidir. Tribünlerden birebir sahneler olmasada bir holiganın hayatını anlatması,nasıl holiganlığa adım attığını, hatta tribün tayfasında tek zenci olmasına rağmen liderliğe kadar giden sürecin nasıl geliştiğini göstermesi yer almakdadır.
West ham United takımının ülkedeki bir numaralı azılı grubu ICF 'nin efsane tribün liderliğini ve başkanlığını yapmıştır. Bu film hakkında yazılacak çok şey de olsa yazmak yerine izlenmesini tavsiye ederim, tribüncülerin kaçırmaması gerekir. İyi seyirler..
(10 üzerinden 9 yıldız)
20 Haziran 2012 Çarşamba
Maradona by Kusturica (2008)

Maradona by Kusturica (2008) :
Emir Kusturica’nın çekimlerini Buenos Aires, Dubai, Sırbistan ve İtalya'da yapmış olduğu belgesel tadındaki bu filmde Maradona’nın futbolculuğundan çok, günlük hayatını, geçmişini sorgulamasını, anılarını, politik görüşlerini ve asi ruhuna değinilmiş. Küçükken babasına söz verdiği için, daha fazla para veren River Plate yerine Boca’ya giden, Prens Charles ile tanıştırılma isteğine “hayır” yanıtı veren, kokain kullandığı için kızlarının büyümesini kaçırdığını itiraf eden Maradona Amerika başta olmak üzere kapitalist, sömürgeci zihniyete adeta isyan ediyor. İngiltere'ye attığı 2 gol ile Napoli'de attığı birbirinden güzel gollerin gösterildiği sayılı sahneler dışında futbol ile ilgili pek bir görüntü yok fakat Maradona severlerin kaçırmaması gereken bir yapıt.
(10 üzerinden 6 yıldız)
14 Şubat 2012 Salı
Biz Beşiktaş'lılar için "Sevgililer Günü'nün" Anlamı

Biz Beşiktaş'lılar hayatımızın her anında sevgimizi büyük bir heyecanla yaşar, coşkuyla dışa vururuz işte bu yüzdendir ki; Beşiktaş tribünleri bir başka sever. Esprili üretken bir tribün olmamızın yanında son derece romantik olup, hislerimizi tezahüratlarımıza, pankartlarımıza yansıtırız. "Beşiktaş'ım, hayat sensin,dünyam sensin, herşey sensin, gelecekse tüm acılar, biz hazırız senden gelsin bu sevdadan vazgeçersek Allah belamızı versin - Sevdim seni bir kere başkasını sevemem deli diyorlar bana desinler değişemem" gibi tezahüratlar sıkça söylenir ...
"Eros AŞKI bizden öğrensin !"

Sevgililer Günü hayal ürünüdür, benim yerim Beşiktaş tribünüdür sözünü söyleyen her Kartal'ın gönlünde karşı cinsten bir Kartal yatar. Zaten "neyleyim Siyah dediğimde Beyaz demeyen manitayı" sözü de buradan gelmektedir. Kalpler Siyah&Beyaz atarken hayliyle başka renk istemez yanı başında, bünye kabul etmez, edemez !
"Yağmurlu bir günde görmüştüm seni, üstünde çubuklu formalar vardı, bir anda tutuldum AŞIK oldum ben, sevdanın anlamı Siyah Beyazdı, ölümle yaşamı ayıran çizgi, Siyahla Beyazı ayıramazki, her sevdanın sonunda zulüm olsada, sevenleri kimse ayıramazki... "

Siyah dendiğinde Beyaz diye karşılık veren, Şampiyon dendiğinde Beşiktaş diye haykıran eşle birlikte söylenen "Siyahla Beyaz ortak olmuş Kartalın AŞKI böyle doğmuş haydi hisset bu hislerimi Beşiktaş ne zaman durmuş Kartal uçup kalbime konmuş - Bu kalpler hep seni sever.." bu tezahüratların anlamı birbaşka olur.

Tüm eller havada birleşir kalp işareti yapılır, bütün tribünler tek bir ağız olur inletir "Çok seviyoruz deli gibi yok bu sevdanın bir tarifi sen bu gönüllerin sahibi" diyerek. Siyah Beyaz pankartlarla, "Gel Siyahla Beyaz olalım gel gökyüzünde yıldız olalım" tezahüratlarıyla evlenme teklifi yapılınır. Kız istenmeye gidildiğinde tribüne asılır gibi pencereye bayraklar asarak, bütün mahalleye ilan edilir.


Düğün için yapılan konvoy şampiyonluk konvoyunu aratmaz, yağmurlu gün unutulmaz çubuklu formalarla nikah memurunun karşısına çıkılınır. Tezahüratlar eşliğinde kuvvetli evetler sonrası damat Siyah takım elbisesini, gelin ise Beyaz gelinliğini giyer. Soluğu herşeyin başladığı yer olan yuvamızda yani ikinci evimiz olan BJK İnönü Stadyumu'unda alırlar. Tribünler selamlanır. Bu mutluluğa herkes ortak olur.

Düğün salonu pankartlarla süslenir, pasta Siyah Beyaz çikolatalı Beşiktaş amblemli iken, çalan şarkılarda ağırlık Beşiktaş marşlarında olur.

Yavru Kartal'ın gelişi ile "Beşiktaş'lı olunmaz Beşiktaş'lı doğulur" nakaratı hatırlatılır. Beşikten başlayan AŞK'ın adıdır BEŞİKTAŞK. Bir ömür boyu sever bu KALPler.
Yalnız olan Kartallar üzülmesin. Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar. Güneş yalnız da olsa etrafa ışık saçar. Üzülme!!!
Doğruların kaderidir yalnızlık. Kargalar sürü ile KARTALLAR yalnız uçar !!!
BEŞİKTAŞ'lı böyle sever, sevdimi tam SEVER.
Sevgililer Günümüz Kutlu Olsun BEŞİKTAŞ'IM
11 Şubat 2012 Cumartesi
Kış, Kar, Salep, Sıcak Çikolata, BJK İnönü Stadyumu

Bu sene kış hem soğuk hemde karlı geçiyor. Kar bir bastırıyor sonra haydi eyvallah diyor gidiyor derken tekrar ben geldim diyor. Bir var bir yok misali İstanbul karlar altında. Beyazlara bürünmüş İnönü Stadyumu ise bir başka güzel duruyor. Kar yağarken izlemesi keyif ve huzur verici. Kışın soğuklarda içmeyi sevdiğim sıcak içeceklerin başında tarçınlı salep ve sütlü sıcak çikolata gelir. Keşke stadyumumuzda locaların olduğu yerlerde küçük cafe-pub cinsi mekanlar olsa ve hafta arası maçlar dışında da gidip oturabilme, tribünlere karşı birşeyler içebilme şansımız olsaydı. Şahsen stadyumumuzun sadece maçlardan maçlara açık olması beni üzüyor. Sıradan mekanlarda oturmaktansa stadyumumuzda oturmayı herzaman daha çok isterdim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







.jpg)
.jpg)
.jpg)

