30 Kasım 2010 Salı

Bizimkilerin Aksine Dünya Tribünleri Her Zaman Rengarenk !

Kasım ayında oynanan derbileri veya diğer maçları takip ederken tribünlerin rengarenk oluşunu imrenerek izleyip üzüldüm açıkcası.. Meşaleler, konfetiler, güzel tasarımlı bayraklar ve pankartlar.. Türk tribünleri her geçen gün daha da renksiz ve tatsız olmaya doğru giderken yabancıların tribünleri ise göze ve kulağa hoş gelmeye devam ediyor. Bizlere tribünde her şey yasakken dünya tribünlerinin durumu nedir diye merak edenlere bir kaç fotoğraf...
(Resimlerin orjinal halini görebilmek için üzerlerine tıklayınız)

10.11.2010 Zenit St. Petersburg-CSKA Moscow

16.11.2010 River Plate-Boca Juniors

13.11.2010 Paok-Aek

MalmØ (İsveçliler ne anlar tribünden diyenlere)
10.11.2010 LKS Lomza-Legia Warszawa

14.11.2010 Inter-Milan

14.11.2010 Cska Sofia-Lokomotiv Plovdiv

28.11.2010 Austria Wien-Rapid Wien

28.11.2010 Barcelona-Real Madrid


Tablo gibi tribünler; hem ateşli, hem gösterişli. Bizim tribünler ise hemen hemen her maç aynı görsellikde; kısır ve kuru. Ülke futbolumuzun kalitesi de tribünlerimizin kalitesi de malesef dibe vurmuş durumda. Emeği geçenlere teşekkür ederiz...

29 Kasım 2010 Pazartesi

28.11.2010 Galatasaray-BEŞİKTAŞ J.K. Gol Anı

İlkler ve sonlar her zaman hatırlanır, tarihte unutulmayacaklar arasında yerini alır. Son Ali Sami Yen çıkarmamız bizim için mutlu bitti. O dik yokuşlu, rezil merdivenli, eziyet çekilen turnikeli, nehir gibi akan lağımı ve balçık toprağı, sahanın bir kısmı görünmeyen deplasman tribünü evet bitti artık bu eziyet...

Biz takımımızı desteklerken rakip ise bizim bestemizle akılları sıra bize kontra yaparak küfür ediyorlardı. Takımlarını desteklemek varken yakışmıyordu ev sahibi tribün taraftarlarına bu basitlik..

Bizler saha daki Kara Kartallarımıza "Gücüne güç katmaya geldik" tezahuratını yaparken onlarda bize hediyelerini verdiler... İşte gol anı... Ali Sami Yen tribünlerinin yıkıldığı an..


video

27 Kasım 2010 Cumartesi

Rahmetli OKTAY AKDEMİR İçin Galibiyet İstiyoruz


Tarihin son Ali Sami Yen deplasmanına sayılı saatler kaldı. Rahmetli Oktay Akdemir 14 aralık 1991 senesinde Turan'ın füzesi sayesinde 0-1 galibiyetimiz ile sonuçlanan Galatasaray maçından sonra bir hiç uğruna linç edilmişti. Belki yarından itibaren Ali Sami Yen deplasmanları bitecek olsa da, sen UNUTULMAYACAKSIN...
Temennimiz renklerin farklılığı yüzünden bir daha bu tür olayların yaşanmaması. Kalpler kırılmasın, anneler üzülmesin.. Lütfen dikkat ve biraz sağduyu...

Tebrikler Parkenin KARTALLARI



Hentbol takımımız, EHF kupası 3. tur ilk maçında 26-23 mağlup olduğu Rusya temsilcisi Zarya Kaspiya'yı rövanş maçında Süleyman Seba Spor Salonu'nda bugün 31-26 mağlup ederek üst tura adımızı yazdırmıştır. BEŞİKTAŞ'ımız artık son 16 da, neden final olmasın? Tebrikler Parkenin KARTALLARI...

25 Kasım 2010 Perşembe

Beşiktaş-Bursaspor / 05 Aralık Pazar 14:00


.
TFF'nin açıkladığı programa göre 15. hafta oynayacağımız Bursaspor maçı Pazar günü saat 14:00'de görünüyor. Ne iş?

24 Kasım 2010 Çarşamba

Öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü Kutlar, Şükranlarımızı Sunarız


.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olan Mehmet Işıklar, Ankara'nın ilçesi Çubuk'ta, Yatılı Çubuk Lisesi'nde öğretmenlik hayatına başlamış fakat Beşiktaş aşkı ve özlemi yüzünden 1 sene sonra istifa ederek İstanbul'a geri dönmüştür. Seni ÇOK ÖZLEDİK OPTİK BAŞKAN.... UNUTULMADIN, UNUTULMAYACAKSIN...

23 Kasım 2010 Salı

Unutulmadın Mühendis Oktay


.
Tarih 14 Aralık 1991 , maç öğlen vakti olmasına rağmen hava buz gibi soğuk hatta hafta başı yoğun yağan kar henüz erimemiş bile. Tribünlerin yarı yarıya olduğu zamanlar bizde kapalı tribünün otoban tarafındayız. Takım o zamanlar canavar mı canavar kendimize güvenimiz sonsuz. Bizim Kara Kartal sahaya çıktığında konfettiler eşliğinde yeni açıkdaki taraftarlarımızla çok sağlam bir şekilde karşılıklı bağırıyoruz. "1-2-3 gol yetmez 4-5-6 olsun"... Dün gibi aklımda... Ali Samiyen deplasmanından Turan'ın şık golü ile galip dönüşümü ve mutluluğumu unutamıyorum takii eve dönüp haberlerde üzücü haberi görene kadar. Bu satırları yazarken şuanda olduğu gibi tüylerim diken diken oluyor. Benim otobüse bindiğim durakda saldırıya uğramış o zamanlar tanımadığım ama artık hayatımın sonuna kadar UNUTMAYACAĞIM Oktay abimiz.
.

Bu haftasonu son kez Ali Samiyen deplasmanı yapılacak. Bir daha Ali Samiyen, Mecidiyeköy sokakları ve maç dönüşü o otobüs durağı olmayacak!! Evet yeni yıl ile birlikte artık ezeli rakibimizin yeni stadyumunun adı başka, semti başka, ulaşımı başka olacak olsa da her Galatasaray deplasmanı benim aklıma bu üzücü hadise gelmeye devam edecek. Mühendis Oktay Akdemir en azından benim için yaşamım boyunca hiçbir zaman UNUTULMAYACAK...


* Allah rahmet eylesin, sevenlerinin başı sağolsun. Bir daha bu tür kahpece vahşet yaşanmaması dileğiyle...

21 Kasım 2010 Pazar

Beşiktaş Seninle Gülmeye Geldik


.
Geleni güldürmeye devam ediyoruz evimizde. Fotoğrafta görüldüğü üzere kale arkasındaki Konyalılar sevinç içerisinde. Fotoğraf karesine yansımayan binlerce ve stada sığmayan milyonlarca Beşiktaş taraftarı ise hüzünlü. Biz güçlerine güç katmak için dolduruyoruz tribünleri ama sahadaki futbol bizim gücümüze gidiyor her hafta. Beşiktaş bu olmamalı diyoruz, kabullenemiyoruz. Puan da maç da kaybedilir, şampiyon olmak ya da olmamak da değil tek mühim olan ama bir futbol takımı varsa sahada futbol oynamalıdır ve üzerinde taşıdığı formaya layık olmalıdır.
.
Sistem ve onun yaratıcısı olan hoca, ilk on bir, kadroda olan olmayan futbolcular, onları bir araya getiren başkan ve ekibi... Haydi seçin birini, suçlu olarak görelim ve hesap soralım desem herkes farklı yönleri işaret edebilir. Sonuç olarak puan tablosunun işaret ettiği ise zirveden giderek uzaklaştığımız. Maçın sonundaki tepkiler bir kişi üzerinde yoğunlaşarak çıkış tüneline yönelen bu futbolcuya kapıyı gösteren sloganlar atıldı. Oysa ki o en sevdiği tezahüratın 'Kartal gol gol gol" olduğunu söylemiş ve daha Beşiktaş'a gelmeden önce bu formayı sırtına geçirmişti.
.
Sakatlar düzelir, takım düzelir, çıkış başlar mı kısa sürede bilemiyoruz. Tek bildiğimiz haftaya Ali Sami Yen Stadı'nda deplasman tribününe doğru yol alırken çıkacağımız o yokuş herkese daha bir zor gelecek. Şahsen ben 100. yılımızdaki o maçı kaçırdığım için son on senede hiç galibiyet göremediğim tribünlerde son kez şansımız zorlamış olacağım. Dibi kara iki tencerenin biri zirveye el sallayacak, diğeri eteklerine tutunacak. El sallayan biz olursak, bizden de birileri devre sonunda el sallar gibi.

Beşiktaş: 2
Konyaspor: 2

(Kere (kk) 27', Holosko 40')

19 Kasım 2010 Cuma

Dünyada Tek Değilmişim...


.
Yabancı bir forumun başlıklarını, fotoğraflarını kurcalarak dolaşırken karşıma yarı karton yarı legodan yapılmış tribün,stadyum maketleri olan fotoğraflar çıktı. İlk önce gözlerime pek inanamadım. İlk defa bu tarz çalışmalar görüyordum. Fotoğrafları ve forumda yazılanları incelemeye başladım ve incelerken yüzümde tatlı bir tebessüm oluştu çünkü ilkokul yıllarında benimde bu tarz çalışmalarım olmuştu. Demek ki yalnız değildim ve dünyada benim gibi tribün manyakları vardı. :)


.
İlk zamanlar çok basit bir şekilde kendimce yaptığım tribün maketlerinin yerini zamanla Beşiktaş İnönü stadyumun benzerini yapma arzusu almıştı. İlk başlarda pek başarılı olamasamda karton,makas,uhu ve boyaların yardımı ile deneye deneye sonunda kapalı tribünümüze benzetmeyi başarmıştım. Tabii bu çalışmamı babamın evdeki 36'lık Kodak makinası ile ölümsüzleştirmiş ve yıllardır özenle saklamıştım. Yukarıdaki fotoğraflar sayesinde ara ara bakarak nostalji yaptığım fotoğrafların artık gün yüzüne çıkıp paylaşılmasının vakti geldiğini farkettim.

Yabancı tribüncülerin yukarıda 4 fotoğrafını yayınladığım eserlerini yaparlarkenki yaşları neydi bilemiyorum ama bizim evde pek lego olmadığı 80'li yılların sonlarında kendi ellerimle yaptığım eserimin çok daha güzel olduğunu varsayarak gurur duyuyorum. :))



Not: Tribünleri bayraklar ile süslediğim zamanlar da oluyordu. Malesef elimde sadece 2 fotoğraf var... :((

14 Kasım 2010 Pazar

45'de Guti, 90'da Hilbert. Bitti Mi Yani Şimdi Dert?


.
Galip gelmek iyi, hoş, güzel de düze çıktık mı acaba? Geçen hafta son dakikadaki o penaltı gol olsaydı, o maçtan da galibiyetle ayrılmış olacaktık. Ligin sonlarından kurtulma çabası içindeki takımlara karşı bile pozisyon bulmakta güçlük çekmeye devam ediyoruz. İleri çıktığımız anlardaysa geride akıl almaz açıklar veriyoruz. Gençlerbirliği biraz daha becerikli olabilse, Kasımpaşa gibi bir puanı alıp götürürken kalan iki puandan biri bize biri de haybeye gidecekti az kalsın.
.
Guti'nin golünden sonra sahadaki ve kulübedeki futbolcuların sarmaş dolaş olması takımdaki birlikteliğin bir göstergesi. Genelde protestoya maruz kalan takım oyuncuları bu gibi davranış içerisine girer. Bizim tribünden henüz kişisel bir kaç topçu harici ıslıklama bile olmadı. Takımın arkasında duran taraftar takıma güveniyor ama bu futbolu gördükçe de endişeleniyor ilerisi için. Günü kurtarmakla bir yere varamayız. Yaşadığımız gol kısırlığından ve kolay pozisyon verme alışkanlığından kurtulmalıyız. Yoksa Gençler'i yeneriz ama bunların abileri de var...

Gençlerbirliği:0
Beşiktaş: 2
(Guti 45', Hilbert 90')

Beşiktaş Yenilmez


.
1991 Mart ayının son günü de kışa veda edercesine güneşliydi bugün gibi. Bu güzel havayı değerlendirmek için ailece dışarı çıkma planları yapıyordu annemle babam. 90 Model bir Doğan almıştı bizimkiler ve ona binip dolaşacaktık. Ben ise Pazar gününün en güzel saatlerini odamda radyo başında geçirmek üzere hazırlıklarımı tamamlamıştım çoktan. Beşiktaş'ın Ankara'da Gençlerbirliği'yle maçı vardı ve bayraklarla, örgü iplerle süslediğim odamda maçı dinleyecektim tek başıma. Odamın kapısında durup "Haydi hazırlan, çıkıyoruz" dediğinde annem, maçı dinleyemeyecek olmanın üzüntüsüyle duvardaki Beşiktaş posterlerine bakarak çıkışımı hiç unutamıyorum.
.
Araba ile giderken gözüm hep saatteydi. Arabada radyo, kasetçalar olmadığı için skordan bihaber olarak geçiyordu dakikalar. Ne zaman bir kırmızı ışıkta dursak pencereyi açıp yanımızdaki arabanın kolonlarından maç ile ilgili bir kaç cümle duyabilmeyi ümit ediyordum. O gün nereye gittik, nerede ne yedik hiç biri hatırımda değil. Artık maçın sonları yaklaşmışken yürüyüş yaptığımız bir parkta iki adamın el radyosundan maç dinlediğini fark edip onlara doğru koşuşum, "Amca Beşiktaş maçı kaç kaç?" diye soruşum ve aldığım cevap sonrasında duyduğum mahcubiyet ile üzüntü karışımı hislerle bizimkilerin yanına dönüşüm hala hatırımda. 2-0 mağlup durumdaydı Beşiktaş, o haftaya kadar namağlup olan Beşiktaş yeniliyordu... Çocuk aklımla suçu kendimde bulmuştum. Sene başından beri bütün maçlarını takip ettiğim Beşiktaş o gün ben radyodan dinlemediğim için yenilmişti. Yoksa Beşiktaş yenilmezdi ki...
.
Namağlupluğunu kaybeden Beşiktaş kalan maçlarından hiç birini kaybetmedi ve o sene yine şampiyonluğa ulaştı. Ertesi sene de, benim hayatımda ilk kez Dolmabahçe Stadı'na ayak bastığım sene, şampiyonluğa namağlup olarak kavuşacaktı. Yenilmiyordu Beşiktaş o zamanlar. Sadece çocuk aklımla ben değil, futbolu bilen herkes öyle diyordu; 'Yenilmez armada'.
.
Bu gün hava kışa 'hoşt' dercesine yine günlük güneşlik ve öğlen vakti Beşiktaş'ın Ankara'da Gençlerbirliği'yle maçı var. Birazdan hanımla beraber annemlere kahvaltıya gideceğiz. Muhtemelen sonrasında da bu güzel havayı değerlendirmek için çıkıp dolaşırız. Maç saatinde hala dışarıda olursak ve ben parkta maçı dinleyen iki kişiye doğru ağır adımlarla yaklaşıp skoru sorarsam alacağım cevaptan korkuyorum. Bu sefer suçu da kendimde aramam.

12 Kasım 2010 Cuma

Tebrikler Ersan Gülüm


.
Hollanda ile yapılacak olan hazırlık maçı için A Milli Takım kadrosuna davet alarak ilk kez milli olma yolunda olduğu için...

"Yokum" Diyor


.
Porto'ya gol attığında "Şimdi iki ay yatar" demiştim kendi kendime. Sonrasındaki iki maç yatışa geçmişken dün akşam kasığından sakatlanınca iki ay sahalardan uzak kalacağı açıklandı bugün de. Zaten pek ortalarda yoktu şimdi hepten yok. İlk yarı bitmeden Nihat bitti...

Yenilgi Yetimdir


.
İstemeye istemeye geçtiğim ekran başında Pazartesi akşamından kalma acılara bürünüp seyretmeye başladım maçı. Sene başında 'Bu Beşiktaş izleyene keyif veriyor' deniyordu, şimdiyse ızdırap veriyor. Biz ise kime ne diyeceğimizi şaşırdık. Herkes birine suç buluyor da ortada kalan Beşiktaş oluyor tek başına. Zaten yenilgi yetimdir. Galibiyetin sahibi çoktur ama mağlubiyetin sahibi yoktur hiç bir zaman.
.
Gaziantep BB: 1
Beşiktaş: 0

5 Kasım 2010 Cuma

Delisin İbo



.
Maç sonundaki röportajında "Maçın en iyi adamını attırdım daha ne yapayım" demiş...

Şapka Çıkartma Şapkanı Önüne Koy


.
Sağ kanattan gelişen atakta Holoska topa ayak koyuyor, direkten dönen topla hala ataktayız ama İlker Yasin ismini bile telafuz edemediği oyuncularımızın gole yaklaşmasını hava durumu anlatır gibi aktarıyor izleyenlere. Radyodan dinlesek top orta sahada zannedeceğiz. Golde kısa süreli bir heyecan yaşarken kendine özgü "şapka çıkartma" repliğini tekrarladı ve diliyoruz ki çıkarttığı o şapkayı önüne koyar ve maçın tekrarını kendi anlatımıyla izledikten sonra neler demek istediğimizi anlar. Yapmayacaktır muhtemelen. Çünkü doksan dakika boyunca hocayı eleştirmek kolay ama özeleştiri zor bu ülkede.
.
Yazıya İlker Yasin ile başladım çünkü maça da onun sesini duyar duymaz "Eyvahlar olsun" diyerek başlamıştım. Nitekim benim dışımda bir çok kişi de aynı fikirde olarak yazılarında veya sosyal paylaşım sitelerinde ona karşılık isyanda. Bir kısım Beşiktaşlı da Hakan Arıkan'a isyanda. Kritik anlarda yaptığı hatalar sonuncu kalemizde gol görmemize sebep olduğu kesin. Dünkü maçta auta giden topa yaptığı çıkışla penaltıya sebebiyet verdiği düşünülüyor. Oysa ki bence çıkışı yerinde ama kendini kontrol edemeyip rakibi indirmesi yersizdi. Şanssızlıktı açıkçası. Maç içerisinde golden önce ve sonra yaptığı kritik kurtarışları görmezden gelmek, tek hatası ile yerin dibine sokmak bence yanlış. Bu ne ilk ne de son hatası. Bugün yine bizim kalecimiz olan ülkemizin yetiştirdiği en büyük kalecilerden biri olan Rüştü'nün de mazisinde büyük hatalar, tek başına yaktığı maçlar var ama genele bakıldığında yüksek performans sergilediği ve kalesini gole kapadığı maçlar daha çok. Son lig maçında Necip'in hatasıyla yediğimiz golde moral vermek için onu alkışlarken Hakan'a yuh çekmek çelişiyor.
.
Dünkü maçta apayrı bir parantezi Ersan için açmak lazım. O son dakikalarda çizgiden çıkarttığı top ile bir puanı kurtaran adam oldu resmen. İlk yarıda da rakibin Hakan'la karşı karşıya kaldığı bir pozisyonda yatarak vurmasını engelleyip yüzde yüzlük golü önledi. O hata yapmadı mı, yaptı. Yine ilk yarıda soldan gelen bir ortaya ıska geçip topun rakibin önünde kalmasına sebep oldu. Toroman yetişmese golü yiyebilirdik.
.
Nihat etkili olmadığı bir maçta jeneriklik bir gol atarak günü ve Beşiktaş'ı kurtardı. Hep küçük maçlarda golü bulup aylarca yatıyordu, bu sefer büyük bir maçta gol atarak belki de kaderini değiştirir diye ümitleniyoruz. Fotoğraf Potekiz gazetelerinden. Nihat'ın golü sonrası 'O top nereden geçti?' diye mi yoksa Bobo'nun şutu sonrasında direklere mi bakıyor bilemiyorum.
.
FC Porto: 1
Beşiktaş: 1