Unutulmayacaklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Unutulmayacaklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2013 Salı

Bir Başkaydı Bizim Çocukluğumuz -3-



Bizim çocukluğumuzda en büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı hani!

Okuldan dönünce üstümüzü değiştirir değiştirmez sokağa iner oyun oynamaya başlardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi.

Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bize bir sürahi ile bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecek bir şeyler ile dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri
alırdık. Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizleri...
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.. Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok. Mahalle maçları yapılırdı, herkesin üstünde ozamanın kendine has formaları ile.. Şimdi ise her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.. Malesef artık eskisi gibi değiliz hiç birimiz..

28 Ocak 2013 Pazartesi

Derbiden Geriye Kalanlar


Beşiktaş'lı arkadaşlar fotoğraftaki pankartı hazırlayıp TT Arena'ya sokmuşlar. Flemenkçe yazılmış olan ve Wesley Sneijder'e "nasıl bir camiaya geldiğini anlatan" pankart, 2.yarının başında maraton tribününde Galatasaray taraftarları tarafından açılmıştır.. 
Türkçesi : "Emek Hırsızı Galatasaray"

Galatasaray'lı arkadaşlar ise kendilerine yakışan zekada bir pankart hazırlayıp açtılar.Biz maçı kaybettik moralimiz bozuk olabilir ama hele ki bu pankartı gördükten sonra çok şükür "KARAKTERİMİZ DEĞİL" diyerek seviniyoruz. Maçlar sizin olsun şeref ve onur nasıl olsa bizimle...!!!

Unutmadan birde pitbull hadisesi vardı. Adnan Öztürk geçenlerde ne demişdi ? Hemen hatırlayalım; "Bu spor değil AHLAK meselesidir! Tükürmüş tükürmemiş, bu hareket yapıldıktan sonra ne önemi var? Tekrar ediyorum hangi takımın sporcusu olursa olsun bunu kabul etmem mümkün değildir. 
Ben başkan olsam kulübümün oyuncusu bunu yapsa o akşam kendini önce kapıda sonra uçakta bulur!"

Adnan Başkan, İlk uçak 29 Ocak Salı akşamı.. THY ile tek gidiş, İstanbul-Sao Paulo 2.476 TL ...



14 Mayıs 2012 Pazartesi

Şampiyon BEŞİKTAŞ - EuroChallenge Kupası

Beşiktaş'ımız EuroChallenge kupasında final four'a kalınca, Türkiye basketbol tarihinde Efes kulübünden sonra 2. Avrupa kupası kazanma fırsatını yakalıyorduk. Macaristan'ın 2. büyük kenti Debrecen'de düzenleneceği belli olur olmaz da ben ve arkadaşlarım hazırlıklara başladık. İstanbuldan tren veya otobüs fikirleri olsada, net ve kesin sayımız 3'te kalınca, mesafenin uzak olmasından dolayı direk Budapeşte'ye uçma fikrinin en iyisi olacağına karar kıldık. Perşembe akşamı İstanbul'dan havalanan uçağımız 2.15 saat sonra Budapeşte'ye iniyordu.


Hava İstanbuldan hem daha sıcak hemde nem yoktu. Bizi Budapeşte'de yaşayan bir arkadaşımız havalimanında karşıladı, önce onun evine sonra da Budapeşte'nin merkezine gittik. Budapeşte merkezdeki büyük ve ünlü klisenin etrafında toplanan Macar gençliğinin, kilisenin etrafındaki yeşillikleri wc gibi kullandığını görünce şaşırıyorduk. Caddeler tenha ve düzenli,binalar eski fakat bakımlı, klasik mimarisinin yanında renkli gece hayatı, kasılmayan güzel Macar kızları.. Sabah erkenden kalkıp tren istasyonunun yolunu tutuyorduk. Budapeşte'yi gündüz gözüyle gezemeden trenle 3.5 saat mesafedeki Debrecen'e doğru yola çıktık. Trende tanıştığımız sıcakkanlı gibi durmasalarda yardımsever, nazik Macarlar sayesinde telefonla otel rezervasyonumuzu da yapıyorduk. Gene trende öğrenci 3 arkadaşla tanışmış olmamız sayesinde Debrecen'e inince otelimizi rahatlıkla bulduk ve salonda görüşmek üzere ayrıldık. Alınan yorgunluk duşu, değiştirilen kıyafetler sonrası otelden ayrılıp maçın oynanacağı salona doğru yürümeye başladık. Malesef yaklaşık 30-35 Nazi Macar'ın saldırması sonrası hastane ve karakol gibi sıkıntılı bir süreç yaşadık. Debrecen için öğrenci küçük bir şehir dendiğini duymuştuk fakat bu kadar da sakin, küçük olacağını tahmin edememiştik. İstanbul'un en ufak ilçesi daha hareketlidir diyebiliriz. Deniz yoktu belki ama merkezden biraz uzaklaşınca adeta kış zamanı Bayramoğlu gibiydi. Yanyana birsürü bahçeli değişik mimaride dublex veya triplex villalara hayran kalıyorduk. Yemekleri lezzetli ve doyurucuydu. Bizim otelimiz salon ile merkez arasında kalıyordu merkeze yaklaşık 30 dakika, salona ise 20 dakika yürüme mesafesindeydi.  


Pazar maç günü Londra'dan ve Viyana'dan gelen arkadaşlarla buluşup salona yürüdük. Debrecen'de yaşayan öğrencilerle birlikte salonda en fazla 100-150 kişi oluyorduk. Elimizden geldiğince destek verdik ve mutlu sona ulaşırken tarihe tanıklık etmenin keyfini yaşıyorduk. Maçın ertesi sabahı Budapeşte'ye dönerek akşamki uçağımız öncesi şehrin önemli yerlerini gezerek bu deplasmanıda tamamladık. 
29.04.2012 Elan Chalon : 86 - BEŞİKTAŞ J.K. :91

2 Şubat 2012 Perşembe

Futbol Tarihinin En Kanlı Maçları


13 Mayıs 1990 Dinamo Zagreb(Hırvat)-Kızılyıldız(Sırp) maçında çıkan büyük olaylar, Yugoslavya iç savaşının habercisiydi. Sonrası malum soykırımlar, katliamlar, ölümler...

Dün akşam televizyonda Mısır'da Al Ahli ve Al Masri takımları arasında oynanan karşılaşmanın ardından yaşanan olaylarda en az 74 kişinin hayatını kaybetmesi, bana D.Zagreb-Kızılyıldız maçını anımsattı. Tahrir'deki kanlı çatışmalardan sonra bu hadise sadece futbol şiddeti haberi gibi dursa da, işin iş yüzü elbette böyle değildir.
Malesef biz insanlar dünyadaki hem en gelişmiş canlılarız hemde en vahşi, acımasız bir türüz. Tarih boyunca bitmek bilmeyen savaşlar....



Yeri gelmişken futbol tarihinin en kanlı maçlarından bazıları:

Peru (1964), Lima Faciası: Hiç kuşkusuz dünya futbol tarihinin en acı olayı 1964 yılının Mayıs ayında Peru'da yaşandı. Başkent Lima'daki Ulusal Stadyum'da oynanan Peru-Arjantin Milli maçının ardından çıkan olaylarda 300'den fazla kişi hayatını kaybetti.

Rusya (1982), Luzhniki Faciası: Rusya'nın başkenti Moskova'da 1982 yılı Ekim ayında Rus ekibi Spartak Moskova ile Hollanda takımı Haarlem arasında oynanan maçtan sonra Luzhniki Stadyumu'nun çıkış kapısında yaşanan izdihamda 300'den fazla kişi hayatını kaybetmişti.

İskoçya (1971), Ibrox Faciası: Dünyanın en büyük derbilerinden biri olarak kabul edilen Old Firm yani Glasgow Rangers - Celtic maçlarının tarihinde de kanlı bir sayfa var. İki takım arasında 2 Ocak 1971'de Ibrox Stadyumu'nda oynanan derbi maçın sonunda 66 kişi öldü, 200'den fazla kişi yaralandı.

Brüksel (1985), Heysel Faciası: 1985 yılı 29 Mayıs'ı futbol tarihinin en unutulmaz felaketlerinden birinin yaşandığı gün olarak hafızalara kazınmıştı. Avrupa'nın iki büyük takımı Liverpool ve Juventus'u karşı karşıya getiren Brüksel'deki Heysel Stadyumu'nda oynanan UEFA Kupası final maçında tamamı Juventus taraftarı 39 kişi ölmüş 600 kişi yaralanmıştı.

Güney Afrika (2001), Ellis Park Faciası: Güney Afrika'nın başkenti Johannesburg'da Orlando Pirates ve Kaizer Chiefs adlı takımlar arasında oynanan maç sırasında tribünlerde yaşanan panik sonucu 43 kişi hayatını kaybetmişti. 11 Nisan 2001 yılında yaşanan ve Ellis Park Faciası olarak anılan bu olay Güney Afrika futbol tarihinin de en kanlı olaylarından biri olarak kayıtlara geçmişti.

İngiltere (1989), Hillsborough Faciası: İngiltere'nin Liverpool ile Notthingham Forest takımları arasında oynanan İngiltere Federasyon Kupası (FA Cup) yarı final maçı İngiltere futbol tarihinin en feci futbol facialarından birine neden olmuştur. Maçın Sheffield United'ın sahası Hillsborough Stadyumu'nda oynanması nedeniyle Hillsborough faciası olarak adlandırılan olayda tamamı Liverpool taraftarı 96 taraftar ezilerek hayatını kaybetmiş 800'e yakın kişi ise yaralanmıştı.

Guatemala (1996), Guatemala Faciası: 16 Ekim 1996'da Guatemala ile Kosta Rika arasında oynanan Dünya Kupası Elemem maçı öncesi stadyumda çıkan izdihamda 78 kişi ölmüş 180 kişi de yaralanmıştı.

27 Ocak 2012 Cuma

"YD" demek "Yetmez Demirören" demek


Son 2 gündür her yerde bir tantana, nereye baksam kimin ile konuşsam vay efendim neymiş sayın başkanımız "Fenerbahçe'miz" demişmiş... Ezeli rakibimiz ile tarihimiz boyunca hep itiştik fakat başkanımızın demeçleri sayesinde durum öyle bir hal almıştı ki Beşiktaş tezahuratlarından çok "Fenerbahçe'ye küfür" duyar olmuştuk bilhassa gençlerin dillerinde, tribünlerde, sokaklarda.. Böylesine büyük bir camiayı bu komplekse sokan ve bununla beslenen başkanımız şimdi çıkıpta "Fenerbahçe'miz" deyince haliyle beyni yıkananlar bir anda n'oluyoruz dedi..

Oysa ki Beşiktaş'ımızdan defalarca teşvik-şike ile şampiyonluklarımızı göz göre göre gasp eden hatta bizzat bu oyunlarda başrolü oynayan Adnan Polat kankalığı kimseyi rahatsız etmemişti !?!

Fotoğraflarda görüldüğü gibi Beşiktaş tribünlerine küfürler ettiğinde de 3 maymunu oynayan, unutan yıldız transferler ile göbekler atanlar şimdi rahatsızlık duyuyorlar.. Beyler bence buna da daha önceleri olduğu gibi yarabbi şükür diyelim çünkü "yetmezz Demirören yetmezzz" tezahuratları kulağımda çınlıyor. Başkanımızın her açıklaması, ayrı bir skandal olarak tarihe geçti. Devamı da fazlasıyla gelecek arkası yarın misali. Kısacası atı alan Beşiktaş'ı geride bıraktı Üsküdar'ı geçti ,demek oluyor ki; "geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye ...."

18 Ocak 2012 Çarşamba

Nihat Kahveci - "Gerçek Beşiktaş'ın Çocuğu"


Bugün Nihat Kahveci futbol hayatına nokta koyduğunu açıkladı. Nihat Beşiktaş'tan ayrıldığı ilk dönemde "eğer Türkiye'ye dönersem, sadece Beşiktaş" demişti vede sözünü tutmuştu. Beşiktaş'tan ikinci ayrılışında "oynarsam Avrupa da oynarım, Avrupa da oynayamazsam futbolu bırakırım, Türkiye'de Beşiktaştan başka bir kulüpte oynamam" demişti ve yine sözünü tuttu.

Her şey için teşekkürler Nihat Kahveci. Akıttığın ter, yaşattığın sevinçler ve en önemlisi adamlığın için teşekkürler. Şimdi yönetimimize düşen görev, Nihat Kahveci'ye adam gibi bir jübile yapmaktır. Beşiktaş'ın harbi çocuğu için bu jübile yapılmalıdır.

Kariyeri : http://tr.wikipedia.org/wiki/Nihat_Kahveci

16 Ocak 2012 Pazartesi

Lefter Küçükandonyadis


"İyi insan olmadan, iyi Beşiktaş'lı olunmaz" bu cümlenin anlam derinliğinde yatar bizim duruşumuz. Beşiktaş'lı vefalıdır, farklıdır geçmişini unutmaz, hoşgörülüdür. Değerleri vardır, sahip çıkar hatta sadece kendi değerlerine değil insanlığa, ülkemize yararı dokunmuş herkese herşeye sahip çıkar. Asi ruhumuz vardır, mağduru, ezileni korur gerekirse alayına isyan der herkese karşı oluruz! Sosyal mesajlar veririz dünyanın her tarafında olan haksızlıklara karşı dururuz.

Paok ile kardeşlik adımları atan bizlerin bu yakınlaşmanın sadece "renk benzerliğinden dolayı olmadığını, Ege'nin karşı kıyısındaki kartal amblemli kulübün Türkiye'den giden Rumlar tarafından kurulmasının da büyük katkısı olduğunu" her fırsatta söylenmişti.


Ya içimizdeki "Türkiye'den gitmeyen ve bu ülkeyi en iyi şekilde temsil eden rekortmen bir değerimizin" vefatına kayıtsız kalmak bizlere yakışırmıydı? Ege'nin değil daha da yakın boğazın karşı kıyısında ezeli rakibimiz fakat ebedi dostumuz olan Fenerbahçe'nin ve Türkiye'nin efsane eski milli futbolcusu için yapılan son cenaze törenine değinmeseydim içim rahat etmezdi. Mekanın cennet olsun Ordinaryüs...

15 Ocak 2012 Pazar

Bursaspor Maçına Doğru


Bu akşam oynanacak Bursaspor maçında tribünlerimizin ilgisinin ve tezahüratlarının yasaktan dolayı gelemicek olan Bursaspor taraftarına ve merdivenlere değil, 2 gün önce aramızdan ayrılan ülkenin değerlerinden olan özel insanlar; Rauf Raif Denktaş, Lefter Küçükandonyadis ve Beşiktaş'ımızda 10 sezon forma giymiş efsane kalecimizin vefat edilişinin 22.ölüm yıldönümü (14.01.1990) anısına gösterilmesi dileğiyle stadyumda yerimizi alır ve bize yakışanı yaparız.

27 Kasım 2011 Pazar

Deplasman Yasağına İlk Tepki! Trabzonspor Taraftarına Helal Olsun



Trabzon şehrinin kültürünü, taraftar profilini hepimiz biliyoruz. Şehirde bordo-mavi renker dışında başka renk görmek, "rüya da gör de inanma" dercesine imkansızdır. Fakat yeni yasa, futbol terörü bahaneleriyle yönetimlerin ortak kararı sonucunda 4 büyükler arasında deplasman yasağı uygulamasına başlanmasını protesto etmek üzere bugün Trabzonspor taraftarları, İstanbuldan maç için giden bizim Beşiktaş'lı arkadaşlarımızı, taraftarlarımızı karşıladılar. Şuanda şehir merkezinde güzel sohbetler ile maç saati bekleniyor. Umarız olumsuz bir olay yaşanmaz ve akşam da tribünlerden "herkese" güzel bir cevap verilir.

Gelişmeleri anlık olarak facebook sayfamızdan da duyurmaya devam edeceğiz.

22 Eylül 2011 Perşembe

‎87 Sivok, 89 Holosko.. Şikenin Rengi 'Cart Curt' Diyenler, Hayırdır Ne İş?


Gecenin özeti; Beşiktaş'ımız karşısında Bursaspor'un 87. dakikaya 1-0 önde girdiği karşılaşmada 2 dakika içinde 2 gol yiyerek, Seyrantepe'de oynanacak Galatasaray-Eskişehirspor karşılaşmasında, Kırmızı Şimşeklerin sahaya lider olarak çıkmasını sağladı. Hayırdır ne iş???
"Anlayan anladı!!!"

Uzun uzuna maçı yorumlamanın ötesinde bu akşam ki galibiyet. Bu yüzden inceden mesaj verelim, yıllardır ağızlarından düşürmedikleri şikeye gönderme yapalım istedim. Alınan galibiyet ile zaten kafalar kıyak... Tatlı yiyelim tatlı konuşalım.. Severiz "kestane" şekerini hepimize afiyet olsun..

16 Ağustos 2011 Salı

Unutmadık, Unutturmayalım !!!


Gecenin karanlığında uykunun en tatlı anında, acımasızca ansızın gelen büyük bir sarsıntı ile altüst olan değişen hayatlar,ölümler... Toplu mezarlara dönüşen yuvalar, mahalleler. Felaket heran, her zaman, her yerde karşımıza çıkabilir, tekil olarak da başımıza gelebilir ama ya böylesi..?? Alınmayan önlemler, sorumsuzluk dahilinde yapılan ihmaller, fazla para kazanmak için değermi ??

İki dakikacık içinde kaybedilen akrabalar, dostlar bir yana, ya yıkıntılar arasında kalanlar? Ölüm ile burun buruna çaresizce kurtulmayı bekleyenlerin psikolojik durumları ?? Yaralı kurtulanların yaşama tutunma çabaları ?? Sahip oldukları maddi manevi herşeylerini toprağın altında bırakanların gelecek hayalleri?? Başa gelmeyince anlaşılmaz, ateş düştüğü yeri yakar derler bu yüzden de sık sık empati yapılmalı...

Akıllandık mı bilemem, denetim yapılıyor mu bilemem umarım bir daha ne böylesi bir doğal afet olur ne de tedbirsizlikden dolayı başka afetler. Görüp göreceğimiz en büyük felaketin 17 Ağustos 1999 depremi olmuş olmasını dileyerek, o kara geceyi unutmayalım. Bir daha insanlık adına yaşamamak, duymamak dileğiyle...

19 Temmuz 2011 Salı

Büyük Kaptan Vedat Abi


Vedat Okyar (d. 1 Ocak 1945 Bursa - ö. 20 Temmuz 2009 İstanbul)

Vedat Okyar: "Ne yani? Hakeme Beşiktaş formasiyla yalan mi soyleyecektim utanmadan?"

Vedat Kaptanımızın bu duruşunu örnek alıyoruz. Zaten bu anlamlı sözleri üzerine de başka birşey söylenemez!! Seni Unutmadık, UNUTAMAYIZ BÜYÜK KAPTAN.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Vedat_Okyar

14 Şubat 2011 Pazartesi

Güle Güle Kaptan "Deli" İbrahim Üzülmez

.
Haber yeni, sözleşmesinin fesh edilişi çok önemli olan Dinamo Kiev UEFA maçı ve Fenerbahçe derbisi öncesi gündeme bomba gibi düştü. 11 senelik kaptanımız taraftarın "Deli" İbrahim Üzülmez ile kulübün yolları ayrıldı. Beşiktaş'lıların bir kısmı memnun, bir kısmı ise öfkeli ve şaşkın. Doğru karardır veya yanlıştır demek için erken. Detaylı açıklamalar ve gerekçeleri elbet yapılır. Ne olursa olsun uzun yıllardır kaptanlık yapan oyuncumuzun bu şekilde gönderilmesi üzücü. Eğer suçu kovulmak kadar büyükse en azından sezon sonuna kadar kızağa alınıp, bekletilip sonra kulüp ile ilişkisi kesilebilinirdi.
.
Beni üzen ise malesef Beşiktaş'ımız da, oyuncuların veya hocaların kulüpden ayrılışları tek taraflı ve kırılganlıklar ile oluyor. Mutlu ayrılan yok kadar az olduğu bir ortam da (ayrılanların ahı unutulmamalı) bu kulüpden başarı beklemek de hayal olacaktır. Belki de bu yüzden üstümüzdeki uğursuzluklardan kurtulamıyoruz !!!
.

1 Şubat 2011 Salı

"Barış Manço" Unutmadık Seni !


.
Barış Manço hakkında kısa bilgi vermek gerekirse; tam adıyla Mehmet Barış Manço (d. 2 Ocak 1943, İstanbul - ö. 1 Şubat 1999, İstanbul), Türk besteci, şarkı sözü yazarı, gezgin ve TV programı yapımcısıdır. Türkiye'de rock müziğin öncülerinden, Anadolu Rock türünün kurucu üyelerindendir. Müziğe başlangıcı Galatasaray lisesinde oldu. Yüksek öğrenimini Belçika Kraliyet Akademisi'nde tamamladı. Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Bu şarkıların bir bölümü daha sonra Arapça, Bulgarca, Flemenkçe, Fransızca, İbranice, İngilizce, Japonca ve Yunanca olarak yorumlandı ve Barış Manço, kimi şarkılarını günlük hayatından aldı. “Domates, Biber, Patlıcan”, buna bir örnektir. Hazırladığı televizyon programıyla dünyanın pek çok ülkesine gitmiş, bu nedenle "Barış Çelebi" olarak adlandırılmıştır.
.
Resmi sitesi : http://www.barismanco.com/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Bar%C4%B1%C5%9F_Man%C3%A7o
.

.
Beşiktaş'ımız "10 puan 10 puan 10 puan 10 puan ve 40 puanla şampiyon" olamayacak olsa da, Rahmetli Barış Manço "Adam Olacak Çocuk" dediği bizleri hep şampiyon yapmıştı. Bestelerinde anlam, müziğinde kalite vardı. Günümüzde hızla değişen değerler ile malesef radyolarımız, tv kanallarımız pek yayınlamasa da, arşiv odalarına atmış olsa da ondan miras kalan klipleri, belgesel niteliğinde çektiği programları, bizler hiç unutmadık. Çünkü Barış abimiz bizdeki ışığı görmüş hatta bizler için "Adam Olacak Çoçuklar" demişti. Seni ve senin eserlerini UNUTMADIK, UNUTULMAYACAKSIN !
.

.

Günümüzde hızla değişen, yozlaşan değerler ve kıymet bilmeden sadece tüketimci olduğumuz bir ortamda hele BJK İnönü Stadyumu'nun yıkılması gündemde iken, Barış Manço'nun sözleri ve müziğiyle çok hoşuma giden "Eski Bir Fincan" isimli şarkısına bir klip hazırlamasak olmazsa olmazdı (!)
.

20 Ocak 2011 Perşembe

"20 Ocak 1989 SAMSUN"


.
20 ocak 1989 günü "Samsunspor kafilesini taşıyan otobüs 2. devrenin ilk maçı olan Malatyaspor deplasmanı için yola çıkmış fakat Havza ilçesi yakınlarında bir kamyonla çarpışmış" haberini çok net hatırlıyorum. Başta Samsun olmak üzere bütün ülke de bir yas havası oluşmuştu..
Aradan çok zaman geçti fakat unutulmadılar. Samsun camiasının ve Türk futbolunun başı sağolsun, Allah rahmet eylesin...
.
08-07-2008 tarihinde Samsun'lu bir arkadaşın verdiği bilgilere göre:
Teknik Direktör: Nuri Asan (Vefat etti)
Futbolcu: Muzaffer Badalıoğlu (Vefat etti)
Futbolcu: Mete Adanır (Vefat etti)
Futbolcu: Zoran Tomiç (Vefat etti)
Otobüs Şoförü: Asım Özkan (Vefat etti)
Menajer: Yüksel Özan (Yaralandı; 2006 yılında vefat etti.)
Futbolcu: Erol Dinler (Yaralandı, malulen emekli, Kemer’de; turizm sektöründe.)
Futbolcu: Emin Kar (Yaralandı, malulen emekli, Samsun’da yaşıyor.)
Futbolcu: Fatih Uraz ( Yaralandı, futbola devam etti; Zaman Gazetesi yazarı)
Futbolcu: Şanver Göymen (Yaralandı, futbola devam, İzmir’de yaşıyor; Altay’da oynarken Milli Takıma kadar yükselip Euro’96 kadrosunda yer aldı.)
Futbolcu: Kasım Çıkla (Yaralandı, futbola devam etti.)
Futbolcu: Ercan Kol ( Yaralandı, futbola devam edip Samsunspor’da bıraktı.)
Futbolcu: Mustafa Sinecek ( Yaralandı, futbola devam etti, Samsun’da altyapı hocası.)
Futbolcu: Yüksel Öğüten (Yaralandı, bir müddet daha futbol oynayıp bıraktı. )
Futbolcu: Futbolcu: Burhaneddin Beadini ( Yaralandı, futbola devam etti ve şu an Eskişehir’de.) Futbolcu: Nasır Beadini ( Yaralandı, ancak birkaç sene sonra bir başka trafik kazasında hayatını kaybetti.)
Futbolcu: Hakkı Bayrak ( Yaralandı, futbola devam etti, Samsunspor’da antrenörlük yaptı.) Malzemeci: Halil Albayrak (Yaralandı, malulen emekli)
.
Kaynak: http://www.carsamba.net/20-ocak-1989-samsunspor-ve-turk-futbol-tarihinin-kara-gunu-t961.html?s=e47192bc691cd89085e64e8983018118&p=108434
.

11 Ocak 2011 Salı

Elveda Ali Sami Yen Stadyumu ve Geriye Kalan Anılar


.
Bu akşam Galatasaray'ın Beypazarı Şekerspor takımıyla oynayacağı kupa maçıyla birlikte Ali Sami Yen Stadyumu'na veda ediliyor. Seyrantep'deki TT Arena açılışı ile 'Ali Sami Yen Stadyumu' ismiyle birlikte tarih olacak ve yarından itibaren sadece hatıralarda, arşivlerde saklanacak belgeler ile hatırlanacak. Biz Beşiktaşlılarda, Ali Sami Yen Stadyumu denilince heralde ilk akla gelen 10-0'lık Adana Demirspor karşılaşması olur. 15.10.1989 tarihinde tamamı Türk oyunculardan kurulu kadro ile sahaya çıkan Beşiktaş'ımız Ali (2, 57, 61, 82), Feyyaz (12, 65, 85), Metin'in (24, 73, 76) golleri ile Türk Futbol Tarihi’ne geçecek bir skora imza atıyordu.
.
Elbette bu maç dışında da bir çok iyi-kötü anılar hatırlanıyor ve hatırlanmaya da devam edecektir. En azından benim şahit olduğum ve net olarak hatırladığım ilginç karşılaşmalara örnek olarak 17.12.1988 tarihinde kazandığımız 1-4'lük , 20.04.1991'deki 2-0 dan 2-3'lük, 08.12.2002'de Deli İbo'nun golü ile 0-1 galip geldiğimiz maçlar unutulmayacaklar arasında yerini alır.
.
Tribünde canlı gözler ile şahit olduğum Ali Sami Yen serüvenim, 14.12.1991 tarihinde Turan'ın golü ile 0-1 kazanmamız ile başlarken, 28.11.2010 tarihinde (Guti,Nobre) 1-2'lik galibiyetimiz ile sonlanıyordu. Her ne kadar güzel bir tesadüf ile başlangıç ve veda etmiş olsam da, maç öncesi ve sonrası aşındırdığımız o dik yokuşu, deplasman tribününün giriş-çıkış eziyeti, tribündeki çapraz konumu yüzünden sahanın kötü görünmesi, Mühendis Oktay'ın katledilişi gibi kötü hatıralar da unutulmayacaklar arasında yer alıyor.
.
Ali Sami Yen Stadyumu'ndaki son golümüz ve sevincimiz:
http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150318474785531&oid=150355894979809&comments&ref=mf
.