14 Mayıs 2012 Pazartesi

Şampiyon BEŞİKTAŞ - EuroChallenge Kupası

Beşiktaş'ımız EuroChallenge kupasında final four'a kalınca, Türkiye basketbol tarihinde Efes kulübünden sonra 2. Avrupa kupası kazanma fırsatını yakalıyorduk. Macaristan'ın 2. büyük kenti Debrecen'de düzenleneceği belli olur olmaz da ben ve arkadaşlarım hazırlıklara başladık. İstanbuldan tren veya otobüs fikirleri olsada, net ve kesin sayımız 3'te kalınca, mesafenin uzak olmasından dolayı direk Budapeşte'ye uçma fikrinin en iyisi olacağına karar kıldık. Perşembe akşamı İstanbul'dan havalanan uçağımız 2.15 saat sonra Budapeşte'ye iniyordu.


Hava İstanbuldan hem daha sıcak hemde nem yoktu. Bizi Budapeşte'de yaşayan bir arkadaşımız havalimanında karşıladı, önce onun evine sonra da Budapeşte'nin merkezine gittik. Budapeşte merkezdeki büyük ve ünlü klisenin etrafında toplanan Macar gençliğinin, kilisenin etrafındaki yeşillikleri wc gibi kullandığını görünce şaşırıyorduk. Caddeler tenha ve düzenli,binalar eski fakat bakımlı, klasik mimarisinin yanında renkli gece hayatı, kasılmayan güzel Macar kızları.. Sabah erkenden kalkıp tren istasyonunun yolunu tutuyorduk. Budapeşte'yi gündüz gözüyle gezemeden trenle 3.5 saat mesafedeki Debrecen'e doğru yola çıktık. Trende tanıştığımız sıcakkanlı gibi durmasalarda yardımsever, nazik Macarlar sayesinde telefonla otel rezervasyonumuzu da yapıyorduk. Gene trende öğrenci 3 arkadaşla tanışmış olmamız sayesinde Debrecen'e inince otelimizi rahatlıkla bulduk ve salonda görüşmek üzere ayrıldık. Alınan yorgunluk duşu, değiştirilen kıyafetler sonrası otelden ayrılıp maçın oynanacağı salona doğru yürümeye başladık. Malesef yaklaşık 30-35 Nazi Macar'ın saldırması sonrası hastane ve karakol gibi sıkıntılı bir süreç yaşadık. Debrecen için öğrenci küçük bir şehir dendiğini duymuştuk fakat bu kadar da sakin, küçük olacağını tahmin edememiştik. İstanbul'un en ufak ilçesi daha hareketlidir diyebiliriz. Deniz yoktu belki ama merkezden biraz uzaklaşınca adeta kış zamanı Bayramoğlu gibiydi. Yanyana birsürü bahçeli değişik mimaride dublex veya triplex villalara hayran kalıyorduk. Yemekleri lezzetli ve doyurucuydu. Bizim otelimiz salon ile merkez arasında kalıyordu merkeze yaklaşık 30 dakika, salona ise 20 dakika yürüme mesafesindeydi.  


Pazar maç günü Londra'dan ve Viyana'dan gelen arkadaşlarla buluşup salona yürüdük. Debrecen'de yaşayan öğrencilerle birlikte salonda en fazla 100-150 kişi oluyorduk. Elimizden geldiğince destek verdik ve mutlu sona ulaşırken tarihe tanıklık etmenin keyfini yaşıyorduk. Maçın ertesi sabahı Budapeşte'ye dönerek akşamki uçağımız öncesi şehrin önemli yerlerini gezerek bu deplasmanıda tamamladık. 
29.04.2012 Elan Chalon : 86 - BEŞİKTAŞ J.K. :91

2 yorum:

The Eagle Abroad dedi ki...

New York'tan merhabalar... Sayenizde deplasmana gitmis kadar olduk, oncelikle bu guzel paylasim icin cok tesekkurler... Esim macar kokenli ve yaklasik 20 kusur senedir macaristandan ayri kalmis. Fotograf ve videolari gosterince cok hosuna gitti, bir tek naziler saldirdi diyince benim ulkemde nazi falan yoktur diye tantana yapti biraz o kadar... Daha nice guzel ve basarilarla dolu deplasman hikayelerinizi buradan takip edebilmek dilegiyle...

Kiko dedi ki...

İlginiz ve güzel dilekleriniz için öncelikle biz teşekkür ederiz.
Malesef spor salonuna yakın ıssız bir bölgede üstlerinde Macar takımına ait renkler olmayan, dövmeli, iri yarı dazlaklar aniden üstümüze atladı. Biz sadece 3 kişiydik. Şans eseri oradan geçen polis arabası 2-3 dakika geç geçse komalık olmamız içten bile değildi.
Aynı dazlaklar c.tesi akşamı da Viyana ve Londra'dan gelen 10-12 arkadaşımıza şehir merkezinde saldırdılar. Dazlaklar dışında Macarların geneli sıcak kanlı,hem nazik hemde yardımseverlerdi.
Biz Macarları sevdik, her toplumda çürükler vardır..
Eşinize ve size İstanbuldan sevgi,saygılarımızı sunar bizi severek takip ettiğiniz için teşekkür ederiz.